1 Haziran 2009 Pazartesi

Sancılar... Anne olmak...


Her dişinin sancı eşiği farklı farklı. Kimisi sessiz sedasız sıkarken dişini, kimi çığlık çığlığa haykırıyor. Hiçbir kadın birbirini tutmuyor. Sadece iniltiler ortak. Kadınların özel ve eşsiz varlıklar olduğunu düşünüyorum yine de. Allah bir mucizenin gerçekleşmesinde önemli bir rol üstlenelim diye yaratmış bizleri diyorum. Çevremdeki arkadaşlarımın hepsi sezeryan isterken ben inatla bıçak değmesin bedenime, iz kalmasın, kesilmek istemiyorum, o bir ameliyat şekli diye çırpınıyordum. Allah beni duydu... Duydu ama bu seferde 3 hafta gecikme ile doğum yapabildim. Bekle... bekle... her gün yaşıyor mu diye düşün, tekme attığı, hareket ettiği anları say, kendi yalnızlığınla ağlaş, kimsenin sana sarılmadığına dem vur, ota boka üzül, sorgula. Henüz kendin çocukken kürtaja karşı çıkan inançlarınla ve hep doğrusunu yaptığını düşürken, eşinin yanında olmayışı koyuverir  in-sana... Fedakarlık düzeyleri ne kadar ilginçtir kadında ve erkekte.

Son 3 hafta, her 3 güne bir kalp atışı dinlemeye gidiyordum, kendi başıma. Şimdi ne cesaret diye düşünüyorum... 19 Ekimde olması gereken bebeğim, 12 kasımda doğum günümden bir gün önce doğdu. (En güzel doğum günü hediyem benim, üstelik benim gibi akrepti) Eşim de doğuma ancak yetişti zaten. Gelen doğuruyo, gidiyor, ben bütün bir -öğlen-akşamüzeri-gece-sabah-tekrar öğlen tek başımayım, sancı çekiyorum. Kendimi avutucu cümlelerim; "bak efsa birçok insan senin şuan ki imkanların bile olmadan, ne ilkel şartlarda doğum yapıyor, hem kendin istedin pişman da değilsin bu yönde, üstelik bütün bunlar geçip gitmese onca kadın ikinciyi mi doğururdu. Sonuçta seki tane doğuran var. Sık dişini kızım, senin acı eşiğin de yüksek hemn, yaparsın bıdı bıdı..."  (Biz kadınlar valla eşsiz ve mucize yaratıklarız. Değerimizi bilin :)) Neyse kendimi bir yana bırakıp, daha genelleme yapayım)

Öte yandan bu sancılarını çekerken tek düşündüğümüz bebeğimizin sağ salim doğmasıdır ilk anlarda. Sonra ki anlarda ise işin boyutu biraz değişir. Bu noktada bedeninizin sınırını görürsünüz. Ve sadece istemenin yeterli olup olmadığını... Bedeninize hükmedemenin, kontrolünüzü yavaş yavaş yitirmenin verdiği ezikliğini de yaşayabilirsiniz... Vazgeçme noktasına gelirsiniz son anlarda; kendinizden, bebeğinizden... Bitsin istersiniz, her şey bitsin, öleyim kurtulayım. (ama beni sezeryan yapmasınlar Tanrım lütfen lütfen)

Bir yaşamı dünyaya getirmek için bedeniniz ızdırapla kıvranıyordur. Bir yaşamın doğuşunun, bir başkasına acı verdiğini anlarsınız. Kendinizi telkinler de işe yaramaz çünkü bir zaman sonra. Bulduğunuz bahanelerin hiçbiri size fayda sağlayamaz o an. Kendi kanınızdan bir bebeğin az sonra kucağınızda olması bile bir şey ifade etmeyebilir belki. Siz sadece bitsin istersiniz. Biter daha sonra. Üstelik umduğunuzdan kolay olmuştur o doğum esnası. Oysaki ne çok korkutmuşlardır gözünüzü. Ödünüz sıdar, çocukluk zamanlarınızdan beri. Peki o an siz kötü bir annemisinizdir? Sadece kendi acısının sınırına dayanmış bir canlısınızdır belki sadece. Defalarca bitecek mi diye düşünüp, kendinizi avuttuğunuz saatlerde, geçmeyince ve sürekli arttıkca acınız, ölümü düşlemek çok mu bencilce geldi size? Ama nedir size hep öğretilen; Sen dayanmalısın, o acıyı çekmelisin çünkü bir canlı dünyaya getireceksin. Oooo annesin sen, anneler şöyle yapar, böyle yapar. Yakışıyormu bunları söylemek sana, ne biçim bir anne bu, xxx kişiyi gördünmü hiç ilgilenmiyor.......... 

Bitti dersiniz... Nefes almak nedir bir kez daha anlarsınız... Bebeğinize bakarsınız. (ben ilk ufak bir popo gördüm tepetaklak ayaklarından tutulmuş) Gülümsersiniz, şükredersiniz Allah' a... Sonra belki benim gibi saate bakarsınız ve o baktığınız anı hiç unutmazsınız. Hoşgeldin dünyaya bebeğim dersiniz içinizden. O an bebeğinizin ilk bakımı yapılıyordur... (bebeğim çok temiz bir bebekmiş diye düşünmüştüm ben. Diğer yeni doğan bir başka bebeğe bakarak) 

5 dakika sonra odanızdasınızdır. Bir 5 dak sonra da bebeğinizi kucağınıza verirler. (Onu kucağıma alır almaz ağlamaya başladım sebepsiz. Kıpkırmızı yanakları vardı. "Bebeğimmmm" "Çilek gibi yanakları..." demiştim ilk, sevinmiştim...)  

Her şey unutulur... Allah' ın insanlara verdiği en büyük özelliğin unutmak olduğunu düşünürsünüz.  İyi ki dersiniz doğurmuşum bu bebeği. Çekilen tüm acılara değer bişiydir o an çünkü. Ölmeyi istemek, bir yaşamdan vazgeçmek istediğinize şaşarsınız. O benmiydim dersiniz? Hemen çıkarır atarsınız o size yakıştırıl-a-mayan giysiyi üzerinizden. 

Sonra sıra emzirmeye gelir. Herşey sil baştan yaşanır... Acı tarifsizdir. Bir yaşamı dünyaya getirmek ne denli acı ise, emzirmenin verdiği sızı da öyledir. Bir an önce doysun bitsin istersiniz. Tamam birinin size ihtiyaç duyması, göğsünüze yapışması, bencilce de olsa insani bir haz verir insana. Güzel bir bağdır arada kurulan, ama acı öyle bir şeydir ki... 

Bir küçük yaşam için fedakarlık nerede başlar? Bedeninizde ki acının son bulmasını dilemek, sizi anneliğe layık mı buldurmaz? Anne olmak ne demektir peki... 


* Sevgili Joa' nın aşağıdaki yazdığı metini okurken, düşüncelere dalıp "anne olmak nedir?" sorusuna; cevaben verilmiş bir doğum anısıdır...

"Oğluna bu kadar aşık olan ben, nefret ederdim onu emzirmekten. İnsanların yere göğe sığdıramadığı, anne ile çocuk arasındaki en güçlü bağ dediği emzirme eylemi, benim için işkenceydi. Suçluluk duyar, kendimi zorlardım sevmek için bu işi. Olmadı. Elbette ki ben sevmiyorum diye oğlumu mahrum etmedim anne sütünden. Bilim vardı ortada, sağlık vardı, gerçekler vardı. Ama sanki anlamış gibi benim nefretimi, 3.5 ay sonra bıraktı anne sütünü. Uğraştım didindim, istemedi.Belki de benim kadar o da nefret ediyordu. 

Bu beni kötü anne mi yaptı? Kimilerine göre öyle. Bence değil. İçgüdülerimle savaştım, aklın yolunu seçtim. Ama soranlara da “Artık emmiyor, ben de zaten nefret ediyordum bu işten,” dedim. Gözleri kocaman olurdu insanların şaşkınlıktan. “Ama annesin sen!” Evet, anneyim. Böyle daha mı az anneyim acaba? Eksiliyor mu anneliğim? Nerede başlıyor benim sorumluluğum, nerede bitiyor? "   


11 yorum:

JoA dedi ki...

beni o günlere götürdün efsacım. insanlar arasında ağlamamaya bu kadar takık olan ben bile birkaç damla gözyaşı dökmüştüm sevinçten. ve sadece iki kişiyi görüyordu gözüm: oğlum ve annem. çünkü oğlum benim parçamdı, annem ise o odada beni anlayabilecek tek insandı. ve biliyor musun, kendimi bildim bileli annem ilk (ve son) kez "bebeğim" dedi o gün bana. gözünde yaşlarla "bebeğimin bebeği oldu, allahım sana şükürler olsun" deyip duruyordu. ben ise hiç durmadan "anne, şuna bak, bebeğime bak, ne güzel di mi" diyordum. bir nevi taşkınlık hali. allah isteyen herkese yaşatsın bu duyguyu.

efsa dedi ki...

Bende bugün hep o günü yaşadım. Nasıl tutcam, bezini değiştiremem dediğim anlardı. :)) emzirmeyi bile bilmiyordum. Çok şükür bu günlere. en azından anne olmak gibi duyguyu yaşadığım ve anneliğimi yaşattığım için bebeğime.

Dolunay dedi ki...

ınsallah bende tadarım :)

Bugra dedi ki...

Deği$ik ve bir o kadar da güzel bir durum.. Her zaman söylerim sadece bu yüzden inanılmaz bir $ekilde kutsandığınızı dü$ünüyorum..

Sormak istediğim ve hep merak ettiğim bir$ey var, çok saçma gelebilir.. En azından bana öyle geldi ama merak ediyorum.. Ayrıca biraz da özel sanırım, cevaplamak istemezseniz anlayı$ ile kar$ılayacağımdan $üpheniz olmasın..

Doğum sırasında e$iniz yanınızdamıydı ? Olması ya da olmaması arasında ne fark var? Bir erkek olarak biraz korkuyorum sanırım.. :)

efsa dedi ki...

Dolunay inşallah tatlım inşallah görürsün kucağında sağlıkla büyüteceğin bebeğini. :)


Bugra, ben yanımda olmasını istedim. ama o midem bulanır falan diye istemedi. :))

Yani bedeni o şekilde görmek çok farklı bir durum sonucta. ha biz kadınlarında eşlerimiz yanımızda olunca acısı azalmıycak elbet ama manevi desteğim yogun bakımdaki hastada bile ne mucizeler yarattığını biliyoruz.

bu da o gibi, bence kendi bebeğinin doğumununda bulunabilrdi. o görüntüye dayanamam diyorsa, bunu bir perde çekilmiş halde yapanlarda var.

sanırım bu her zaman sizi güzel görmeye alışık bir insanın o halde görmeye dayanamaması olarak algılıyorum.

Ne kadar saygı duysam da fikirlerine, kendi bebeği idi ve bence olmalıydı.

Belgin dedi ki...

Efsacim, Allaha sükür ki o acilar unutuluyor, bebegimizi kucagimiza alinca:)) Bence emzirme isini her anne kendince karar vermeli ama etraftan o kadar cok karisan oluyorki.
Bugranin sorusuna gelince: Esim iki dogumda da yanimdaydi ve ben kendimi iyi hissettim o yanimda oldugu icin, insan daha rahat oluyor bence, yaninda bir destek verenin olunca. Bence bu erkekler icinde yasanilmasi ve görülmesi gereken bir mucize.
Sevgilerimle tatlim

delininbiri dedi ki...

akrep anneye, akrep kız :) ben de bir kızım olsun istiyorum..mümkünse de akrep olsun burcu.. :) ne güzel anlatmışsın anne olmayı..

efsa dedi ki...

Belgin evet birde bön bön bakarlar dimi. bende ilk baslarda bakardım. ama kendime olunca farklı oluyor

:)) eşine hayran kaldım bu arada. benimki istememişdi.



delininbiri, Bir akrep anneye zaten bir aslan boğa ikizler yada akrep annesi olmak yakışır bence. başkası kesmez :))

benim babamda akrep :)

Bugra dedi ki...

Daha çok erken dü$ünmek için biliyorum ama merak etmi$tim dediğim gibi.. Ne olursa olsun perdeyle falan bir $ekilde yanında olmaya çalı$ıcam in$allah..

Te$ekkürler güzel cevaplar için :)

NoSTATIC dedi ki...

efsacım..geldim bu yazıda takıldım,yüzümde koca bir gülümsemeyle...ilk defa kızımdan ayrı bir gün geçiriyorum.sanırım daha 10 gün kadar ayrı kalacağız..allahtan yanımda oğlum var,onunla kapatmaya çalışıyorum kızımsızlığımı..yazını okurken bebklik halleri geldi aklıma...şimdi dedim mnincik olsalar da yine emzirsem,kimselere bırakmasam...

efsa dedi ki...

Nostatic ben çocukların olduğunu bilmiyordum biliyormusun :)) şaşırdım.

bebekken çok tatlı oluyorlar, çok da güzel kokuyorlar. :)

Related Posts with Thumbnails

..