27 Temmuz 2009 Pazartesi

Genç ve Dul kadın


Genç anne olursunuz... Bunun en güzel yanı; bebeğinizle birlikte büyümenizdir. Özellikle hala çocuk kalmak isteyen bir benliğiniz varsa, birlikte oyunlar oynamanın keyfini sürersiniz...

Ama genç anne olmakla, genç ve bekar anne olmak arasında toplumumuzda ayrımcılık olarak görülebilen bir durum vardır.
Bu yazıyı sanırım birkaç bölüme ayıracağım... İlk bahsetmek istediğim dul kadın mevzuu...


Şimdiii; bir şekilde, bir sebeple yürümeyen bir evliliğiniz biter yada eşiniz ölür... Sizse hayatın size nimet mi, lanet mi sunduğunu anlayamazsınız. Boşandığınız için kendinizi mutlu, içi boşalmış ve hayata yeniden adım atmaya hazır hissederken, size göre nimet olan şey... Topluma göre lanettir çoğu zaman. Malum pek bir etiketleme meraklısıyız hepimiz.

Dün yan komşunuzun bacım, kardeşim diye seslendiği sizler, anında okus pokusla "kadına" çevrilirsiniz. O ana dek göze batmayan, herkes gibi olan davranışlarınız; (birilerinin gözünde!) bir anda içinde seksepalite kokan eylemlere dönüşmüştür. "Dul kadın" olmanın "potansiyel verici" olmakla eşdeğer sayıldığı bir devirden günümüze neler değiştiğini düşünüyorum da. Koca bir hiç...! Tamam, belki biraz anlam değişikliği oldu o kadar. Onlara sorarsanız mazeretleri çok açıktır. Dul kadının sevişmeye ihtiyacı yok mudur? Eee dünkü size bacım diyenler, her zaman bu ulvi görevi layığı ile yerine getirmek isterler. Cinsel ihtiyaçlarınızı karşılamayı vazife edinirler. Zaten dul kadının da düşünecek başka bir şeyi yoktur, tek derdi budur. Her şeyi bir yana bırakıp, Ah! Biri gelse de sevişsek diye bakınırlar hepsi! Üstelik bu hangi seviyede, kültürde, gelenekte bakarsanız bakın dul kadın olmak zorlayıcıdır bir kadın için.

Siz boşanırsınız / eşinizi kaybedersiniz; sonra şöyle bir çevrenize bakarsınız, değişen bir şeyler olacak mı diye? Bizim beynimizi geçmişte öyle bir boyamışlardır ki, arkadaşınızın eşinin arabasına binmeye bile çekinirsiniz...
Yanlız yaşamaya çekinirsiniz... Yanınızda ki her erkekle işi pişirme ihtimaliniz vardır çünkü! Bir neslin filmleri, size bu dul kadınlarla ilgili birçok şey aşılamıştır... İnsanların bekarken yaşadıklarını yaşarsanız, size cüzzamlı gibi bakıverirler.

Birde şu var bakın!
Diyelim ki; aileniz sizi bağrına basmıştır. Onlarla yaşamanız size, biraz daha namuslu bir hava kazandırır. Çünkü yanlız yaşayan bayanlar, imkanları! fazla geniş bayanlardır... İnsanlar yüzünüze bakıp gülümserken, içlerinde: "Hem dul, hemde yanlız yaşıyor. Bak bak bak. Kesin yatıp kalkıyordur bu kadın... Zaten geçen günde biri bırakmıştı araba ile... Şu gün geç gelmişti evine, çocuğundan da mı utanmıyor... Böylelerinden korkacaksın, her daim tetikte olmalısın... Evine mi alıyorsun o kadını, kocan evdeyken! Deli misin kızım sen..."

Bir dulsanız, hareketlerinize iki kez dikkat etmeniz gerekir. Nasıl oturulacağı kalkılacağı, nasıl gülümsediğinize bile en ince ayrıntısı ile dikkat edilir. Hep iki ile çarpılacaktır her davranışız... En ufak açığınızda aradan sızmaya çalışılır. Hemcinsleriniz bekar bir bayanı süzerken, sizi iki kere dikkatle süzerler. Erkekler içinse; kolay avsınızdır... Nasıl görürler biliyormusun? Zorluk çıkartmaz, Tecrübelidir. İlişkilerde çocuksu davranışlarla sizi bezdirmez. Soru işareti ile biten cümleler pek kullanmaz? Yanınızdayken doğaldır, kendini farklı göstermeye çalışmaz, doygundur vs. diye liste uzayıp gider...

Bir düşünelim bakalım? İş görüşmesine giden dul ve çocuklu bir bayan; sorulan soruda şöyle bir düşünür. Heleki çocuğu varsa; bekarım dese bir türlü, demese diğer türlü... En sonunda bekar ama çocuğu olduğunu belirtince, karşıdaki insanın bakışları, değişir mi değişmez mi? Ya da yeni tanıştığınız birisine bunu söylediğinizde.
Bayansa size destek olma ayağında neden ayrıldığınız merek eder önce. Erkekse sizinle sevişmenin nasıl olacağı, yada diğer tabirle kendisine verip vermeyeceğinizi. Bunlarında hepsini de, içine umut ve "ay sen ne güçlüsün" kelimeleri altında yaparlar.
~~~~~~

Toplum için ya evlisinizdir, ya bekar. Kredi kartı başvuru formlarında veya önünüze sunulan çoğu belge de size seçenek sunarlar. Ne olduğunuzu seçmeniz gerekir. Hadi bakalım seçin ne olduğunuzu. Evli misiniz: hayır, bekar mı? Eh bekarım tabiki diye düşünürsünüz. Ama sonra bir soru belirir beyninizde;
niye utanmam mı gerekiyor benim dulluğumdan? Boşanmış olarak büyük ve affedilmez bir suç mu işledim ben? Yürümeyen evliliğimin suçunu sadece kadın tarafına yüklerken, çok mu masumsunuz siz? Ama nedir? Boşanmış olmak, dikiş tutturamamaktır değil mi?

Ya ben... İkinci bir evliliğe sıcak bakıp, ama derinlerde deli gibi korktuğumu size nasıl açıklayayım. Hep insanların ne dediklerine bakan bir ailenin/çevrenin/arkadaşların yanında büyürseniz, empati yeteneğiniz ne kadar gelişken olur biliyormusunuz?

Birde anneler vardır. Tek korkuları oğullarının dul kadınlara bulaşmasıdır. Maazallah kendi oğulları bir dul kadının oyuncağı oluverirse, o kadının çocuklarını besler halde buluverir kendini. Çünkü asla kendilerine
"baba" demeyecek çocuklara bakmak için yetiştirmemişlerdir oğullarını... Bekar erkek & Dul kadın versiyonu daha kabul edilemez ölçülerde bizim ülkemizde. (Bir nebze bakirelik kavramı ortadan kalkınca, olabilirliği artmış bir durumdur.) Hımm napar bu kaynana adayları:

- evlatlıktan ret ederler oğullarını.
- sütlerini helal etmezler.
- kendilerine yazık ederler.
- intihar etmekle tehdit ederler.


Üstelik ne deseniz boş gelecektir. Siz kandıran taraf, erkekse kandırılan taraf olacaktır her zaman. Anlatmaya çalışırsınız, peygamberden tut, birçok örnekler sunarsınız. Ama o zaman dinin bir hükmü kalmaz. O zaman örf-adet-gelenek üçlemesi konuşur. Siz ne derseniz diyin, zordur bunları aşmak.


Hele ki aşan tarafın ayrıldığını düşünürsek, çıkacak söylemler, "ben sana demiştim" ler havada uçuşur.


Velhasıl zordur dul bir bayan olmak. Bir sonraki evlilik hep korkutur insanı. Beyninizden şöyle bir geçer düşüncesi: "Ya bu da yürümezse..."


Mutluluğa inanıp inanmamaksa, tamamen size kalmış. Diliyorum hepmizin karşısına güzel insanlar çıksın her yönden.


resim alıntı

47 yorum:

Enis Diker dedi ki...

Toplumsal bir dönüşümün ortasındayız. Kafalar çok karışık.

Hayatın saf/masum olduğu inancını içimizde bir yerde beslerken, zihnimizdeki kalıpların dışında da masumiyetlerin olabileceğini kabullenebilmek çaba istiyen bir şey. Karşınızdaki insanın dul ve kadın olmasının dışında da insan olabileceğini anlamamız bazen vakit alıyor.

Bekar erkek anneleri için yazdıklarınız bana bir yakınımı hatırlattı - nerdeyse birebir :)) resmetmişsiniz. Okuduktan sonra ise bu resme bir parantez açılabilir mi diye düşündüm. Kalıplar/beklentiler üzerine düşünmek lazım. Kuzguna yavrusu şahin gözükürmüş. Alışmışın dışında bir gelecek beklentisi ailelerin çocukları için düşledikleri şey değil. Ortalamalar üzerinden beklentiler. Ortalamalrın dışındakiler anlamlandırılmaıyor ve doğrudan eksik olarak kabul ediliyor. Farklı bir örnek üzerinden gitmek gerekirse örneğin engelli biri de kız/erkek sahibi ebeveyn için eksik sayılabiliyor. Sanırım şunu söylemek doğru olacak farklı olmak/ortalama beklentilerin (beklentilerin kaynakları, nelikleri, insani olup olmadıklarına girmeden - yorumu uzatmamak için) dışında olmak bir eksiklik değil farklılık sadece.

Etkileyici bir yazı. Zor bir konu

Pilli Petro dedi ki...

efsa yazdıklarında haklılık payı yüksek ama bir de şu var ki kurunun yanında yaş da yanar. bazı kadınlar var ki gerçekten bu dul hallerini kendi düşüncelerine göre avantaja çevirmişler.

insanlar bunları görünce oluşturdukları etiket belli, dul kadından uzak dur. her insnaın iyisi kötüsü var. dul olmak ayıp bi şey değil. kaldı ki aldatılıyorsan, dayak yiyorsan, mutsuzsan, sevmiyorsan bir ömrü niye o insanla geçireceksin ?

bunu insanların analamsı zır, yaşamaları lazım. ha ben ne dulum, ne de evli cidden iyi insanlar çıksın karşımıza hep temennim bu.

kadını bu hale getiren yine kadının ta kendisi ama. basitleşiyorlar en ufak şeyde. erkek her daim erkek, akıl denen nimet onlara çok bulaşmadığından "önce bacım sonra ihtiyacım" felsefesini uygularlar, kendi bacılarını, yakınlarına bişi olsa kükrerler.bu onların basitliği.

sen kendin bildikten sonra, için eğer ki rahatsa sorun yok. millete torbalaşmış gevşek ağızlarını kapamak düşer.

Ateş Böceği dedi ki...

Bizim toplulumuzuzda bu böyledir ve hep söylüyorum her zamnda söylicem bir kadının canını yine diğer bir kadın yakar kaynana,anne vs.. Kimse dul biri kadının kocasına selam vermesini istemez neden çünkü potensiyel vericidir..
İnsanlar hiç bir zaman günü geldiğinde aynı olayın başlarına gelebileceğini düşünmeden yaşarlar .Günü geldiğinde DUL.. kalabileceğini akıllarına getirmek istemezler sen hala öğrenemedinmi EFSAM dul kadın Yemez,içmez ,gezmez,sevişmek mi?? çık yanlış soru onlar melaikdedir boşandıktan sonra sevişmek kelimesini kullanmak bile büyük hatadır .İş yerinde çalışmak mı ? çık çalışmaz dul kadın el açar başkalarından medet umar çalışıyorsa potansiyel vericidir ....ve hakkediyordur.Evlenmek ise uzak bir ihtimaldir.

Ama hiç kimse düşünmez kırılan incinen bir ömürdür elden kayıp giden ve kimse dul bir kadının da insan olduğuna ihtimal vermez...

Kediye Kafa Atan Psikopat Fare dedi ki...

En yakın bayan arkadasların vardır, evlenmeden once ve sonra hayatında her zaman yanında olan. Bır bakarsın kı bosanınca yavas yavas etrafından uzaklasmıslar. Neden? Eşleri için tehlıkesındır, ne de olsa bosanmıs potansıyel verıcısındır, hafıfsındır. Tanımadıklarının dusunduklerınden cok bu tavırlar yaralar senı...

Adsız dedi ki...

cok dogru tespıtlerde bulunmussun canım.

LA78'ers dedi ki...

al işte neden hala bu ülkedeyim dedirten başka bi mevzu...

bu ülke neden kimliklere dul yazar onu da anlamış değilim hala..

daha kafadan ayırıyoruz insanları, dışlıyoruz hatta..

ooof, offf... hakkaten çekip gidecem yaa.. ne gerici bi toplumuz...

çok zor işiniz çoook...

pusarık dedi ki...

babam vefat ettiğinde annem 30 yaşındaydı... yıllarca "size dul karı çocuğu dedirtmem" diye çırpındı durdu - hani erkek gibi de kadındır ite köpeğe kemiğini dişletecek türden değil - yine de zordu biz çocukları için de hayat... şimdilerde bir nebze daha rahat ama bir dulun çocuğu olmak bundan 10-20 yıl evvel "o... çocuğu" olmaktan farksızdı açıkçası.

sabır diliyorum sana...

♥ .* ღ .*ѕιуαн кєℓєвєк ♥ . ღ .* ♥ dedi ki...

Çok doğu yazılmış bir yazı eline sağlık..Bu tür toplumsal mesaj içeren yazılara çok ihtiyaç var..

Daha çok düşünmemiz gerektiğini gözteriyor..

sufi dedi ki...

Efsa'cım;
Dul kadının görünen portresini ne güzel anlatmışsın.Evliyken bir erkekle konuşmuşsun ya da bir dostun arabasından inmişsin kimse umursamaz da dulken işler 180 derece dönüverir.Ona verdiğine göre öbürüne de vermen gerektiğine hükmedilir.Baba abi gibi gördüklerinin bile maskeleri düşmüş ve seni potansiyel görme moduna girmişlerdir bile.Dilerim ayaklarının üstünde sağlam duranlardan olursun.Kolay gelsin canım sevgilerimle.

Adsız dedi ki...

dul kadın potansiyel verici diyelim,dul erkek ne peki..ben boşandıktan sonra 10 yıldır görüşmediğim kadınlar neden beni hemen aradı.sadece uydu anteni ve karıncalarda olan bu haberleşme sistemi kadınların neresinde..ahlak insanları burunlarından sürüklemek için uydurulmuş araçtır.sen doğru isen ruhun huzurludur.ruhunu ürkütme

Cüzzamlı Melek dedi ki...

bu ağzını yüzünü siktiimin toplumu, önce kendi kıçını örtsün...
evet evlendim, çocuk yaptım, adamı da boşadım, oh canıma değsin. yiyosa siz de yapın....
dicen geçicen.
hepsi orospu çocuğu...

piyes: efsa, bilirsin ağzım bozuktur. bloguna uymuyosa söyle, ona göre usturuplu yazayım...

The İbrahim Ortaç (e.b) dedi ki...

"derler ...............derler" diye bir deyim vardır. ortadaki boşluklara canının istediği hakareti yazabilirsin efsa.

İzDüŞümLeR dedi ki...

Dul bayanlara genel verici gözüyle bakan o komşuların kendilerininde tez zamanda aynı şeyleri yaşayarak taktıkalrı kulpun ağırluığını yaşamasını isterdim.

Anasının güdümüyle hareket eden dul diye evlenmekten kaçan koca adaylarıda doğal yöntemlerle elenerek sınavı kaybediyor olmalılar bence.Bu kadar omurgasız bir duruş sergiliyorlarsa yanındaki eşi hiç bir zaman hiç bir yerde taşıyamazlar kanımca.

Her şey gönlünce olsun. Bezelyeyi öperim.:)

larry dedi ki...

Dul bi dakka orda !!! Azınlık psikolojisine benzer bir durum seninkisi veya zenci psikolojisi diyelim: Sen dulsun diye, dulduk yere olmuyor bunlar. Antalya'nın semtlerini bilmediğimden İstanbul'dan örnek vereyim: Ne bilim Rami'de - Fatih'te v.b. bahsettiğin olası baskılar mümkün ama Etiler'de -Erenköy'de kimkime dumduma. Yani neymiş: oturduğun semti değiştirmen yeterliymiş. Kayınvalde gerçeğinden ise -haklısın-semt değiştirerek kurtulamazsın, çocuk olmasa o bile aşılır ama çocukla zor. Dul kadın =Potansiyel verici eşitlemene de itirazım var: Bekar-dul-evli-şu bu olması farketmezki , önemli olan kendini nasıl sunduğudur. Dediklerinden anladığım, ben de alemlere akmak istiyorum ama 1-0 yenik başlıyorum. Yapma allahaşkına.... diyelim ki eğlenmeye gittiğin yerde bir çocuktan hoşlandın. Yav 5. dakkada sana kimlik soran mı var veya vücudunun görünen bir yerinde "dulun ben bir dulum" mu yazıyor. Yookk, e hani 1-0 yenik başlamak..Yok öyle birşey, tamamen azınlık psikolojisi kaynaklı bir sorun ve dediğim gibi kişinin kendisiyle alakalı. Ben karşımdaki kızın-kadının konuşması-giyimi-ettiği kelamları v.b.v.b ile değerlendiririm ve ona göre 1-0'a karar veririm, dul olması dulmama ve hızlanmama mahal vermez.

efsa dedi ki...

Enis bey tekrar hoşgeldiniz, uzun zaman oldu. :)

Toplum bilinci her zaman çok göreceli bir kavram olmuştur. Anlaması anlatması bile göreceli. Kimin normlarında düşüneceğini şaşırıyor insanlar. Ve sürekli bir temkin havası.

O bahsettiğim anneler benim gözlemlediklerimle de birebir uyuştuğu için anlatmaya çalıştım.

Benim de abim fiziksel engelliydi. Yengem ile evleneceklerin de babası kızını bir kenara çeker ve yaşayabileceği güçlüklerden bahseder. Ama o bakış açısı hayranlık uyandırıcı idi yengemin. Ve nasıl anlatılır bilemiyorum o duygu. Biz hiçbir zaman abimi engelli olarak görmedik. Benim için normal bir bedendeki insandan farksızdır abim.

Teşekkür ederim, zor bir konuydu ve hassas.Ama böyle konulara da arada dokunmak gerekiyor.

efsa dedi ki...

Bekriyam bilirsin, her ilimiz içinde seven sevmeyen bir şahıs vardır. Şuralıdan adam çıkmaz derler. Biz ülkecek maşallah bu konuda etiketlerimizle yaşıyoruz. Evet bir olay diğerlerine örnek gösterilip ürüyor da ürüyor. Buda ona benziyor.

Hiç kimse sağlıklı ve mutlu yaşama şansını elinden almamalı. Sağlıklı bireyler yetiştirelim derken, kendi sağlıksız ruhlarımızla ne tür bir toplum bilinci oluşturduğumuzun farkında değiliz biz. "dul olmak ayıp bi şey değil." ama öyle hissettiriyorlar. Benim tepkim buna.

Benim içim de çok rahat çok şükür. Pişmanlık gerektiren hiçbir şey yaşamıyorum. Ama o toplumun ağzını bükemiyorsun. Ve ben en çok "sende mi böyle düşünüyorsun" dediğim insanlardan usandım.

efsa dedi ki...

Ateş Böceği evet kadınlar yakar ama bunu dil ile yaparlar. Erkekler ise hem beden - hem kelimele olarak.

Diyorum ya arabaya binmeye çekinirsin. Çünkü sen umursamasanda gün gelir, içinin acıdığı bir zaman bu tür söylemleri duyunca "ya yapmayın, beni bilmiyormusunuz" der kendini ifade etmeye girişirsin. Dul kadın olmak savunma mekanizmanın her daim açıkta olması demektir birazda.

Halk arasında yine ne derler hiç duydun mu bilmiyorum güzelim. Acı ama gerçek...

"dul kadının ön eteği araka eteğine düşmandır"...........

Sen inanmasan da, takmamayı denesen de takılır kalırsın bu söylemlere.

efsa dedi ki...

K.K.A.P.F. hoşgeldin tatlım.

Çünkü o arkadaşları dolduruşa getiren bir yakın çevreden bir başka kadın vardır. Birde eşinin bakışlarının değiştiğini anlayan kendisi. Eninde sonunda bütün o erkeklerin bakışı değişiyor. Sana asılmasa bile resmen senin bir hatanı kolluyorlar, eşlerinin yzüne vurmak için. "bak senin arkadaşın ne mal" diye.

yukarıda Ateş böceğime yazdığım buydu. İnciniyorsun hiç ummadığım bir yerden bir darbe geldiğinde. Sen zaten bunlardan beterini karşıladın hayatında. Artık sorun istemezken, neden diyorsun...

efsa dedi ki...

Dolunay evet doğru, üzücü, tokat gibi çarpıyor yeri geldiğinde. İnsanların bakış açısı bu ve hepsini değiştiremiyorsun. Değiştirmekten kastım müdahale değil sadece anlamalarını sağlamak.

ELİF dedi ki...

Canım bunlar toplumun acı çelişkileri..
Yazık ki yazık...
Seni birey olarak düşünmezler,hep bir dul kadın olarak düşünürler...
Dulsan dulsundur onlara ne anlamadım..
Bir ilişki yürümüyorsa ,hesabı neden kadın öder onu anlamıyorum..

Erkeklere göre hava hoş...
Dullugun eksilerini onlar hiç yaşamazlar...
Ne olursa hep kadın çekmek zorunda bırakılır,toplumca...

Boşver canım...
Ben senin yüreğini biliyorum...
Sevgilerle...

efsa dedi ki...

La78ers, aslında gerici değiliz. anlayış kıtlığı var çoğumuzda. Birbirimizin düşüncelerine saygı duymayı bilmiyoruz. Sürekli bir taraf olma olgusu. Bunları bir yenebilsek.

efsa dedi ki...

pusarık sende hoşgeldin yeniden. Ama yazını okuyunca, ben ne diyeceğimi bilemedim. Özür dilerim. Kendi kızımı bir an senin yerine koydum da... Nesil farklı tabi ki olacaktır, ama ülkemizin bazı insanlarının bakış açısı değişmedikçe zor. Üzüldüm yaşadıklarını düşündüğümde. Çocukken insanın en ufacık dışlanması derinleşiyor. Biliyorum.

efsa dedi ki...

siyah kelebek teşekkürler. Bende anlayış ve bakış açımızı değiştirmeliyizi düşünerek yazdım. Bir de bazı bölümleri ile ister istemez karşılaşıyorsun. her zaman nasihat gibi olunca okunası gelmiyor. ama bazen de bu tür yazılar dediğin gibi gerekiyor.

efsa dedi ki...

Ablacım, ne kadar inkar etsekte içimizde bir yerde var bu düşünceler.. İnsanlar sadece yakın çevrelerinde yaşamadıkça anlayamıyorlar.

İnan sen kendini ne kadar bilirsen bil; erkeklerin bakışlarından, kızların süzmesinden anlıyorsun düşüncelerinin bir kısmını.

Ayakta durmak sevdiklerinle, güvendiklerinle daha kolay. :) çok şükür yıkılmadım henüz. öyle bir olayda pek yaşamadım.

efsa dedi ki...

eczahaneci yoo benim ruhum huzurlu. Pişmanlık duyacağım şeyleri yaşamam ben. kararlarımın arkasında durup onları metanetle ve gururla karışık dururum. Ben bu anlattıklarımdan sadece bir olay yaşadım. yoksa ne arkadaş çevrem yadırgadı, nede ailem. Sadece bir erkek benim ailem istemez bıdı bıdı dedi. onla da bitti zaten bu sözü duyduktan sonra.

Ben sadece genel düşünce yapısını aktarmaya çalıştım. :)

efsa dedi ki...

cüzzamlım, zaten kendi kıçlarının açıklığını görmedikleri için yapıyorlar ya. Kadınlar da öyle malesef. Kendi kocalarının pis bakışlarına bakmazlar seni ayarttı derler. Bunları bir çoğu kendi ayakları üzerinde durmaktan aciz kişiler. Onlar aten canlarını yakmaz. Ama dost bildiklerin yakar işte. Dengeni bozar.

Bide konsept falan yok tatlım. Sen istediğin gibi konuş. :)) Ben dürüst insan seviyorum. çünkü bende patavatsızım içimde ne var ne yoksa düşündüklerimi söylerim. Kaldıramayan, yakıştıramayan kendi algı kapasitesini ölçsün.

efsa dedi ki...

İbraamm ateş böceğime yazdım. birde "dul kadının ön eteği, arka eteğine düşmandır" diye. öyle derler. diyemeyesiciler :)

efsa dedi ki...

İzdüşümleR Amin diyesim bir geliyor bir gelmiyor. Ben sadece cesaretsizliklerinden dolayı, başkasının mutsuz olmasını sağladıkları için kızıyorum onlara.

O erkekler ise evet soumluluk duygusundan yoksun. Bir kadına kadın gibi davranmaktan aciz insanlar onlar.

Bezelyeyi dün öptüm valla bugün yine öpesim geldi. senin yerine de öpücem söz veriyorum gördüğümde.

efsa dedi ki...

Larry; ben gözlemlerimi yazdım, sende düşüncelerini yazdın teşekkürler.
Ama bence sen, benim dediklerimi (yazdıklarımı) kendince derleyip kurma tamam mı? Beni tanımadığın bal gibi ortada.

efsa dedi ki...

Elif malesef çok yazık haklısın tatlım, Ben bireyliği geçtim insan olarak baksalar yeter diyorsun...
Hesabı kadınlar öder, çünkü erkekler genelde suçlama arama eğiliminde olurlar.

İnsanlara kendini anlatmadan doğru anlamaları çok özel be güzel bir şey. Teşekkür ederim. Zaten o ameliyat anında, senin sımsıcak sesinden anlaşılıyordu her şey.

larry dedi ki...

Seni tanımam veya tanımamamla bir alakası yok Efsa. Ben , senden daha gerçekçiyim hepsi bu. Darılmaca-kırılmaca olmasın ama yazının içindeki "dul" kelimesini "alevi" kelimesi ile ( ve de içeriği ) değiştirip baştan oku. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksın. Kimi toplum/güruh vardır , kişi Alevi olduğunu söylediğinde yan bakar ama kimisi de vardır bağrına basar (misal ben ). Önceki yorumda da demiştim: Kepez'de sorun olan benzer vak'a , Konyaaltı caddesinde önemsenmez.Kişi ne yaparsa kendine yapar. Eğer okumadıysan, Nathaniel Hawthorne'nin "Scarlett Letter"ını oku. "A=Adultery"' de olabilir, "A=Angel"'da olabilir. Sen ne istersen o olur.

efsa dedi ki...

Larry; kitabı okumadım. Tekrar teşekkürler.

JoA dedi ki...

efsa, yazını önceden okumuş ama yorum yazmak istememiştim. çünkü uzun zaman önce arkada bıraktığım bir konuydu. ama yorumları okuyunca birkaç kelam etme ihtiyacı hissettim.
madde madde yazarsam belki daha kolay okunur:

- sığ bir açıdan bakarsak annem de babam da üniversite mezunu, hayat deneyimleri geniş, inançlı, belirli bir seviyede "kültürlü" insanlar. bir zamanlar bir erkek arkadaşım vardı. annem durumu anladı. ilk sorduğu soru şuydu: "hiç evlenmiş mi?" hayır dediğimde kaşlarını çattı. o anda biliyordum ki kendisini o çocuğun (adam demeye dilim varmıyor:)) annesinin yerine koydu ve bu durum hoşuna gitmedi. benim annem bunu yapıyorsa, herkes yapabilir bence:) (burada bahsettiğim, hiç evlenmemiş bir erkekle boşanmış bir kadının birlikteliği, genel anlamda dulluk tanımı değil.)

- dul olma hali pek de mekanla ilgili değil bence. istanbul'un gayet nezih bir yerinde yaşıyorum. bundan önce oturduğum apartmanda merdivenlerden inerken suratıma kapıların kapatıldığını, insanların gözümün içine pis pis bakarak tek kelime etmeden yanımdan geçip gittiklerini bilirim. bu tamamen kadınların bakış açısıyla, korkularıyla, önyargılarıyla ilgili bir şey. tabii erkeklerin genel eğilimleri de bunu destekliyor olabilir.

- dul olmak yanlış izlenimler yaratabilir. ama dul ve çocuklu olmak hayat kurtarır çoğu zaman. arkadaş ortamlarında tanışıp rahatsız olduğum insanlara hemen oğlumdan bahsedip topukları kıçlarına vura vura kaçtıklarına şahit olmuşluğum vardır.

- enis bey'in de dediği gibi, zaman içinde insanlar karşılarındakini insan olarak görmeyi başarabilirler. biraz sabır lazım. gözündeki perde açılmayanlar ve sabredemeyenler için ise boşuna uğraşmamak gerek.

- her şey biraz da kendini nasıl tanımladığına bağlı. (burada doğrudan senden ya da benden bahsetmiyorum efsa.) kadın kendini dul olarak tanımlarsa, herkes öyle tanımlayacaktır. gerek yok. insan ya da kadın olarak tanımlamak yeterli bence.

- artık nüfus cüzdanında dul değil bekar yazıyor benim bildiğim kadarıyla.

- ille de dulluğum gündeme gelirse, bunu gülümseyerek söylüyorum, çekinerek değil. hatta ortam müsaitse karadul diye de dalga geçiyorum kendimle. tavsiye ederim.

- scarlett letter'ı yıllar önce okumuştum. o A bildiğimiz adultery. rahip onu angel olarak yorumluyor olabilir. demem o ki, evet, biz nasıl bakarsak öyle görürüz. rahibi kutluyoruz. ama bu, gerçeklere göz kapatmayı gerektirmiyor. bunun gereksiz bir romantizm olduğunu düşünüyorum. kadın damgalandı mı? damgalandı. kimse rahibin onu ne olarak gördüğüyle ilgilenmedi.

çok uzun yazdım, kusura bakmayın.

LoLLa dedi ki...

emeeeaaannnn yaaawwww bosverioruz biz dimi ;)))
hakkimizda ne dusunuolarsa on katını yasasinlar ;)
iyi ya da kotu onlar secsinler baslarina gelecegi ;))))

efsa dedi ki...

Joa, gerekli cevapları vermişsin zaten, bana diyecek pek bir söz bile kalmamış. :)

Dul ve çocuklu demişsin ya gülümsedim orada. Cidden bunu yaşıyorsun bak. Nedense bahsettiğin biçimde anında belli ediyorlar hallerini.

Ve nüfus cüzdanlarında bekar yazıyor artık.

Teşekkür ederim.

efsa dedi ki...

Lollam, evet biz tınlamasakta, bazen farklı bir yerden can yakıyorlar kadınlara. Ama genel bakışları hiç kıramadık malesef. Birazda tepkim buna.

U.Ç.K. dedi ki...

Efsa ilk okuyucularından olmama rağmen,bayadır takip edemiyodum blogu özel durumlardan dolayı,ama senin tarafında değişen birşey olmadığını görüyorum "acı ama doğru tespitler" yapmaya devam ediyosun,,
Bahsettiğin dul-bekar ayrımcılığına ise sadece kendi arasında değil geniş acıdan bakmak lazım çünkü zaten ülke resmen her konuda ayrışmış durumda;dinci-dinsiz,türbanlı-türbansız,alevi-sünni gibi pürüz cıkaracak bişey buluyoruz her zaman ve olan ateşin düştüğü insanlara oluyor.

efsa dedi ki...

U.Ç.K. aynı zamanda ilk yorumcularımdan birisin. Uzun zaman oldu. Umarım haytında yolunda gidiyordur herşey.

Aslında bu tarafçılık olaylarına hiçbir şey yapamıyoruz. Öyle kendi aramızda bile uzaktan bakıyoruz. Geniş açı veya empati kurmayı hep deniyorum. ama Hep tıkanıyorsun ve bu toplumsal örneklerle sık sık karşılaşıyorsun.

hoşgeldin yeniden. :))

buraneros dedi ki...

ya uzun zamandır ne doğru dürüst blog okuyabiliyorum ne de gerçek anlamda yazabiliyorum... malum yaz ve bizim burada tahmin edersinki çok keyifli bir meşguliyet hüküm sürmekte:))... bu yazını okumuş ama yorum yazamamıştım saydığım nedenlerle... ama aklımın bir köşesinde hep kaldı... ya güzelim be hakkatten yazmışsın... bu şapşahene bir uslupla ortaya koyuştur durumu... sanki olgunluk dönemini yaşayan yazarlar gibisin uzun zamandır... Aştın sen:))

Hazır buraya yorumu kondurmuşken yeni yazındaki keyiflerin ve tatil için iyi eğlenceler de dileyeyim:))

efsa dedi ki...

ah burhan abim ümidimi kesmedim hala aklımın bir köşesinde o karadeniz turu inşallah. Şuan kavak ağaçları ve kaymaklarla günümü ve midemi bayram ettiriyorum.

yaz yaramış diyorum bve çok çok teşekkür ediyorum. Bir gün gerçekten güzel yazdığım birçok yazı yazmak ümidiyle diyorum sadece :) şimdi emekliyorum daha.

Sanada çok çok keyifli yazlar diliyorum. ki o havuz görüntüleri ve son duyumlarla enfes bir yaz olduğu kesin :)))

Adsız dedi ki...

Efsa...Biliyorsun maille tanıştık... O sözcüğü sevmesem de ben de kısa bir süredir "dul"um. Çocuklu olanlarından...Yazında anlattığın çoğu şeyle karşılaşmadım henüz, karşılaşmam da umarım. Tabi insanlar içlerinden geçeni her zaman dışa vurmazlar, o ayrı. Ama yine de böyle bir kaygı gelişiyor doğal olarak. Daha fazla guardını alma ihtiyacı duyuyorsun hayatta...Ben kendimce geleceğe dair bazı kararlarımı verdim ve kendimi avutuyorum bir şekilde...Bu saatten sonra yeniden evlilik ve çocuk yok. Ben bunları tamamladım, aştım diyorum. Hayat ne getirir, kimi getirir, ne kadar tutar benle bilinmez...Ama dulluğumu sorgulayacak olan hiç gelmesin, beni üzmesin diyorum...Ha bir dul olarak senin yazdıklarının tamamını yaşayacak olursak hakikaten vay halimize...Bunalımlık bir durum olur bu fazlasıyla.

efsa dedi ki...

Mer, hoşgeldin tekrardan. :)

Bende karşılaşmadım bir çoğu ile, ama insan zamanla görüyor çevresinden. Önüne geçemediğin bir düşünce yapısının boşluğunda kalıyorsun. Dilerim sende yaşamazsın.

UykusuZ dedi ki...

sadece dul olmak değil, kadın olmak başlı başına zor zanaat bu toplumda.
Dul da olsan bekar da olsan potansiyel vericisindir, erkeğin kaşı kulağı istediği kadar yamuk olsun alıcıdır ve mutlaka o dişi ona bakmalıdır!

Sonyaprak dedi ki...

Efsa, az önceki yorumu gönderen benim. Genç, dul, ve cocuğu ve birde sevgilisi olan kadın.

Kübra dedi ki...

Hiç sormayin yaa ben dul'um ve bu hayatta çok acılar çektim...ve her erkeğin en yakınım olan erkeğin bile bana "dul"yani direkt utanmadan sıkılmadan verici gözü ile bakmalarıdir...ve dul'a o gözle pasif verici gözü ile bakanlar dilerim ki bu geçtiğimiz yollardan sizde geçinde ne yaşadığımizi (nasıl duygular) içinde olduğumuzu bir kerede siz yaşayın ve görün allahima binlerce şükürler olsun ben bir erkek tanıdım sadece oda kocamdi..'ama millet diyordur genç güzel dul!!! Her isteyene veriyordur kesin! Allah bildiği gibi yapsın böyle düşünenleri!.(amin) şimdide yeni evlilik peşindeyim insaallah cümle insanların en iyi dilekleri kabul olur ve içlerinde benimde hoşçakalın..:)

Kübra dedi ki...

Insaallah mutlu olur cümleside bende tek temennim budur! Bir iş yerine gidiyoruz hakettiğin paradan daha çok para veriyorlar neden mi kimliğinde dul! Yazıyor....üç yıl old ayrıyim ve babam vefat etmemiş olsa yine evlenmeyecktim beni çok seven benim gibi dul olan biri var hayatımda insaallah mutlu oluruz rabbim:(

Adsız dedi ki...

peki arkadaslar dul kadin evlenmis mutlu olamayinca ayrilmiss evlenden kari koca hayati yasayip ayrilanlar daha mi masum aradaki tek fark imza mi

Related Posts with Thumbnails

..