14 Ekim 2009 Çarşamba

Mektuplar / Olmayan Biz' e Dair



Konuşmalarımıza istinaden çok şey yazdım senin için... Çoğu kez o anların sıcaklığını da hissettim. Değişen ne bilmiyorum, ama artık özlemiyorum!


İnsan sadece boşluğa düşünce, özlemeyi hatrına getiriyor. İstanbul gezimde arkadaşlarımdan birisi,yazdıklarını okurken aralarından şöyle bir cümle aklımda kaldı: "Senin üstünü çizdim zannederken, altını çizmişim" Çok hoşuma gitti. Ve yine Y.‘ nin yazdığı diğer bir söz… Bu sefer içim gitti. "canını acıtan varlığı mı, yokluğu mu kestiremeyeceksin"


“Sahi neydi canımı en çok acıtan? Varlığınla yakan, yokluğunla susatan..”.


En çok neyini sevdim diye zaman zaman çok soru sordum kendime. Hatırlıyor musun senin iyi yanlarını görmek isteyen bana inat; konuşmaların birinde “belki de okudukların ya da gördüklerinden daha da kötüyümdür” demiştin. Gerçekten bu kadar tahmin gücümü aştıran şekilde kötü müydün bilmiyordum. Ama engellenemez biçimde burada ki dürüstlüğüne aşık olmuştum. Sadece ne olduğundan, ne olmadığından emin birisin ve bu hayatı sevmediğini onlarca kez söyledikten sonra, gerektiğinde bundan sıyrılabilirsin sandım..


Hayatımda bir kez olsun, bir insanı değiştirmek istemeden, olduğu gibi kabullenmek istedim. Seni istedim. Bunların hepsini göz ardı etmek, gerçekten dürüstlüğüne inanmak istedim. Benzer yapıdaki düşüncelerimizin bizi bir yere götürebileceğini sandım. Bizi ne olduğumuzu bilmediğimiz bir “şey” den alıp, gerçekliliğe taşır sandım… Yanılmadım… Sadece sandım…


Bazı erkeklerin hayatlarındaki ezber bozduran kadınlardan bahsettik yine arkadaşlarımla. Hani alışılmışın dışında kalan kadınlardan… Beklentisiz, kendine bir yol çizip o yolda zaten yürüyen, fakat bunu karşıdaki ile yapmak isteyen kadınlardan… Ondan, benden…


“Söylesene neydi sende ki o doymayan yan?… Ben sadece seni kısıtlamadan hayatını yaşamanı istedim. Sadece benimle olmaktan, konuşmaktan, paylaşmaktan mutlu ol istedim… Yaşamında bir engel gibi var olan ve bu yüzden mutsuz eden kadın olmak istemedim… Buna rağmen yetmeyen neydi? Neydik ki biz? Ve ne olmak istemiştik?”


Hatırlıyor musun bir gün hışımla “Biz neyiz bilmiyorum. Sevgili miyiz, arkadaş mıyız, dost muyuz, neyiz bilmiyorum ama seni seviyorum” demiştin. Neden sevmediğin halde buna inandırma gereği hissettin. Yanımda yoktun… Tek hatırladığım “Ben yorulup uzaklaşmak istediğimde beni yolumdan döndüren bir sen… Beklenmedik bir anda yanıma baktığımda yokluğunu anlayıp, kendini sorgulamalara iten bir ben...”


Bir çocuğun doğumundan da aşkın bir süre geçti aramızda. Aramızdan kırgınlıklar, kızgınlıklar, tutkular, kıskançlıklar, umursamalar, umursamazlıklar, başka insanlar geçti. Şu an anlıyorum ki; en çok bende ki Araf' ını sevmişim. Senden hem nefret etmeyi, hem de sevmeyi sevmişim. Hem gülüp hem de bir kaç damlamda kalışını bir defa... Akmayışını...


"Ne garip! Sen benim gözümden hiç akmadın. Akmanı dilerdim. Senin için ağlayan kadın olmayı isterdim. Benim için o adam olmanı dilerdim"


Beni benden uzaklaştıran, verilen ama bir noktadan sonra yorduran ödünler… Beklentisizliğin arasından istemsizce fışkıran beklentiler… Sevmekle yorulan yanlarım… Ben vazgeçtikçe paçama yapışan ve bırakmayacağım diyen yanların… Sevdiklerimin yanında, sevmediğim davranışların… Adım adım takip etmeler… Takiplerin…


Aslına bir noktadan bakarsan, bende aynen sen gibiydim. Seni olanca varlığımla sevemedim. Hep kendimi engelledim daha fazlası için. Beklentilerimin, hırslarımın içinde sıkışıp kaldım. Benim için bir kez olsun bir şeyler yapmanı diledim. İçimdeki savunma güdüsü ile emin olmak istedim. Senden... Sevginden... Bir kez olsun gelmeni istedim. Gel dedim, gelmem dedim, gittim. Gelmedin. "Oysa sen; tüm bunları geçip hep aradın. Varlığınla yokluk yaşattın. Neden yaptın?"


Bugün kendimle ve en önemlisi seninle, sen olmadan bir yüzleşme yapmak istedim. Seni sevmiyorum, özlemiyorum da. Ama alışkanlık sanırım bir tür benimkisi. Bir de biten bir şeyle sonsuza dek yüzleşik kalma ihtiyacı. Geriye dönüp düşündüğümde benim vicdanım rahat, dilerim bir gün sende kendinle barışırsın. Aslında o kadar çok şey varmış ki yazılacak olan, herhalde bununla sınırlı kalmayacak... Sen gerçekten kötüsün!


Fark etmeden çok doğru bir söz etmişsin;


“sana gelmek değil ki olay, sana kalmak aslolan”


Yazık ki, sen kalamadın be canım…




* Bugünlerde hala grip, hala canı sıkkın, kendine dert arayan, üniversite harcı başvurusu ıvır zıvır koşturan, üstelik işten de ayrılacak gibi olan, geçmişi unutmak isterken her defasında hatırlatılan Efsa...


17 yorum:

maça kızı dedi ki...

"ı am convinced that no one loses anyone because no one owns anyone. that is the true experience of freedom; having the most important thing in the world without owing it"

sufi dedi ki...

"senin üstünü çizmişim zannederken altını çizmişim" gibi bir sözün sahibi ve senin onun hakkında yazdıkların düşündürttü beni.Ama yine de vardır bir bildiğin.Sevgilerimle.

beenmaya dedi ki...

Uzundu susmalar. Bir pencere kenarından bakıyormuş gibi bizim dışımızda akıp giden yaşama, birbirimizin sözlerindendi hep ödünç almalar. Tutunamadan daha birbirimize, hayatlarımız, artık olmayan bir zamanda tutulup kaldı.

Oysa omuzlarıma örtülen zamansız bir yalnızlıktan, içime usulca çöken bir şehrin karanlığından, kendi amansız varlığımdan biliyordum yokluğunu. İnce bir sızı gibiydin, hep varmış da arada bir unutuluyormuş gibi, sessiz ve derinden, hatırlatıp duruyordun olur olmaz zamanlarda kendini...Sonra hiç gelmemiş gibi yavaş yavaş kayboluyordun tekrar bir sokağın sonunda. Yokluğunu da çekip alıyordun gözlerimden. Koca bir gün gidiyordu bu şehirden ansızın. Sen benden gidiyordun. Aşk peşinden...

Öyle çok gidip gidip geri geldim ki geçmişten, gözlerim zaman yorgunu bugünlerde, yüreğim sessiz, içimde koca bir şehrin yıkıntıları. Koyu, ağır bir gecenin gölgesinde, en çok varlığında mıydı gözlerim yoksa yokluğunda mı kaldı diye düşünüyorum şimdi, kendi penceremden seyrederken senden arta kalan zamanları...

ELİF dedi ki...

Herkes bir yerlere kaçış arıyor.Çok ağır geliyor bazen yaşamak,sorumluluklarla...

Yalnızlıklarla nereye kadar gidilir?

buraneros dedi ki...

Yazıya yorum yapmayacağım, çünkü çok güzel. Ama şunu görüyorum uzun süredir ve buna çok seviniyorum: Kardeş çok hızla büyüyor. Bu yaş almayla ilgili bir büyüme değil ama! Düşünüyorum da bir yıl önce benzer haller üzerine yazdıklarını, sonra bir süredir yazmakta olduklarına bakıyorum. Bu farkındalıkla ve bu ifade edişle görecek çok daha güzel günlerinin önünde olduğunu seziyorum. Işık var yani:))

The İbrahim Ortaç (e.b) dedi ki...

isim isme, cisim cisme, resim resme benzer. benzersiz anılar biriktirebileceğiniz birliktelikler dileğiyle...

Adsız dedi ki...

ne guzel cumleler bunlar....

Uzağa Giden Kadın dedi ki...

insanın ne istediğini bilmesi güzel.
belki bu yüzden söylenenlerden hep duymak istediğimizi zihnimizde saklıyoruz.
çünkü kelimeler kaypak. düşünceden dile gelinceye dek değişiyorlar. belki de buyüzden inkar var. oysa saklananlar hep ben buradayım diyor değil mi yaşanmışlıkların gölgesi altında.

efsa dedi ki...

Maça kızı; Tabiki ama bu ilişkimsi şeyde sahiplenmek değildi ki amacım. Bunu da hiç yapmadığımı kendisi de bilir. Özgürlük kavramı adı altında, bazı şeyler kötüye kullanılmamalıydı.


Sufi, Arzu söylemişti o sözleri maya ben ve Arzu buluştuğumuzda... Zatına yazdığım kişi ise farklı.


Mayam, bir öngörünün bütünlemesi gibiydi yazdıkların. okuyunca beni benden daha iyi bilip de, belki de benzer yaşanmışlıkların ışığında yazan biri daha var bu dünyada diyebildiğim. "hatırlatıp duruyordu olur olmaz zamanlarda kendini" aynen böyle.

Arzu Eylem dedi ki...

Bugün sayfa sayfa geziyorum ne güzel bir duygu:)) Önce Mayanın konuğu oldum şimdi senin.

Ben de sana hediye olsun diye o gün tam olarak söylemek istediğim şeyi yazacağım:


Gelir...
Girer kapıdan içeriye
Elinde gül demetleri taşır gibi vaatlerle


Oturur hatta bacak bacak üstüne de atar.
Özenle hazırladığın köşesine hayatının
Dilinden dökülen her bir kelime acılarının üstünü çizmek üzerinedir

Bir zaman geçer... Gider.
Sen çiziklere bakarsın.
Acılarının üstünü değil, altını çizdiğini farkedersin.
hem de kalınından.
Zamanla daha da belirginleşir pekişirler

Kovsan da, çıkıp gitse de kapıdan kar etmez.

Anlarsın ki yaşam vaadedilmez.
Yaşamak isteyen gelir, yaşar ve kalır yanında.
Acılarınsa yaşarken silinir zamanla...

Bu yüzden sen sen ol gelene gidene dikkat et.

Vaat verenden sakın.
Çiziklere de onunla el salla.Çünkü Onlar sana ait değiller

Sevgiyle kucaklıyorum seni:)))

efsa dedi ki...

Elif, o ve onun gibiler kendi küllerinde boğulsunlar bence. Böyle hoş bir değeri kaçırıyorlar. Herkesi kendi yalnızlığı ile bırakıyorum ben. madem öyle daha mutlu olduklarını sanıyorlarsa. buyursunlar meydan onların.



Burhan abimmm ne hoş geldin böyle. :) İnşallah daha güzel olacak yazdıkça, yaşadıkça. Artık nedendir bilinmez artık çok canım acımıyor. :)) aynı şeyleri sil baştan yaşasam da. Kanıksadım mı nedir? :)


İbraam, maya ya da dediğim gibi benzer yaşanmışlıklar, hikayeler, kelimeler belki de bu bloglarda bizi bir araya getiren.

Pilli Petro dedi ki...

efsacım mimlendin şekerim, e kolay gelsin diyorum artık :D

MAVİ TUTKU dedi ki...

Gariptir bazı başlangıçlar. Sonu bellidir aslında. İnsan sever ama yerine oturmayan taşlar yüzünden bazı eksikler yüzünden tam bir bütünleşme olmaz. Çok sever insan çok ister sadece..ama olmaz.
Doğru sanırsın sadece, değildir, ama çok sevmişsindir, sadece olsun istersin ve neden olmuyor der durusun. Belki zaman neden olmadığını söyler bir gün..bana söylediği gibi.

küfkedisi dedi ki...

sen güçlü bir kadınsın efsa, yazın bunu çok güzel anlatmış. görünmeyen, alt cümlelerde bu oldukça belli. geçmiş olsun bu arada:)

efsa dedi ki...

Bekriya, şimdi yazmam çok ironik olacak ama ben burayı unutmuşum :)))


Onuncu Köyün Adamı zamana gerek yoktu, başında da biliyordum ben. Ama tek taraflı bu mücadele yordu beni. ve olmayacağını bile bile onunda ısrarcılığı, araması... gerek yoktu bu kadarına. ama aramızdaki tutkuydu, vazgeçedik sanırım.


Küfkedisi teşekkür ederim canım. böyle bir an okuduğumda yüzümü çok gülümsettin. :) (ara ara evet sen güçlüsün aslında yılma bunlarla derim de kendime)

Batuhan Doğu Alkaya dedi ki...

Duyguların dans ettiği kocaman bir hazine sandığına sahip gibi hissediyorum.Henüz bulduğum yazılarınla anlam kazandı sanırım boş zamanım =)Belki yazıyla ilgili olmadı bu yorum ama o kadar güzel ki ne yazacağımı bulamadım.

efsa dedi ki...

Teşekkürler Batuhan şımarıyım ben bi :)))

Related Posts with Thumbnails

..