5 Kasım 2011 Cumartesi

Çocuğuma Dokunma...



Size bu yazıda bir kadın ve bir anne olarak seslenmek istiyorum..

Elimden geldiğince; gerek kadınlar yazıyor' da, gerek ise kendi blogumda bu konuya sıklıkla değinmeye ve araştırmaya çalışıyorum. Daha önceki araştırma ve bilgilendirme yazılarına şuradan ve şuradan ulaşabilirsiniz.

Lütfen yandaki "banner"a ya da (beni koruyun) girip bir okuyun. Gerçekten tüm ailelerin bilinçlenmesi lazım bu konuda. Çocuklarımız henüz küçük olduklarından, belki bazı şeyleri anlayamıyor olabilirler. Ama iyi ve kötü dokunma diye bir şey var ve 18 yaşına dek tüm çocuk ve gençlerin bunu anlaması gerekiyor.

* Şu anda bu yazıyı okuyan bir ebeveyn yada yetişkin ise; lütfen şu adreste bulunan yazıları dikkatlice okusunlar..  


* Eğer bu yazıyı okuyan genç yada bir çocuk ise veyahut bir çocuk sahibi ise yine şu adrese bir göz gezdirsinler... Çocuklarına okutsunlar.. 


Çocuk istismarını gelin önce kendi ailemizden ve çevremizden engellemeye çalışalım. 
Biraz daha bilinç lütfen.. 

* Okuyan herkese teşekkür ederim.. Efsa...

4 Kasım 2011 Cuma

Bir Kampanyanın Ardından... / Hondular



* Ve ihtiyaçlar yerlerine ulaştı.. Çok mutluyum. 26 çocuğumuzun gülen yüzlerini kazandık... Emeği geçen; bir ricamızla, mailimizle bizleri yalnız bırakmayan değerli dostlarımıza tekrardan çok teşekkür ediyorum.. Umarım aynı güzel yüreklerinizle başlattığımız Van da ki çocuklarımıza oyuncak kampanyasına da katılım sağlarsınız. 





* Bu arada bayramda İstanbul' da olacağından, herkese keyifli, mutlu bayramlar dileyen Efsa..

* Kaynak



2 Kasım 2011 Çarşamba

KAMPANYA / VAN’ A 1 MİLYON OYUNCAK




1Milyon Kalem Ailesi olarak; çocuk gülümsemelerini biraz daha arttırmak için, yepyeni bir kampanya daha başlatıyoruz.. 

"Siz hiç çocuk oyunlarında yıkılan bir ev gördünüz mü hiç?"
Oyunlardaki gibi yıkılmaz evler yapmak, mutlu ve yaratıcı çocuklar yetiştirebilmek için...
Van’daki çocuklarımızı oyuncaklarla sarıyoruz.

Gelin çocuk gülümsemelerinde sizlerin de bir katkısı olsun..
Haydi! 
Top, bebek, lego, araba, yap-boz yollayalım. 
Boya kalemi ya da bir kitapla çocuk gülücüklerine karışalım.

Sizlerin ve bu kampanya sayesinde, güzel sonuçları göreceğiz.. :)


Adres:  
Van Valiliği
  Cumhuriyet Cad. Hükümet Konağı  65100  Şerefiye - Van




* İletişim için: eefsaa@gmail.com , birmilyonkalem@gmail.com a mail atabilirsiniz veya duyuru sayfalarına yorum bırakabilirsiniz. 
Teşekkürler
 Efsa..

28 Ekim 2011 Cuma

Seni Sevmek



Eski bir Türk Filmi sahnesinde bulduğum, "seni" seviyorum..
Düşlerim ağrıyor!
Ben seni dişetlerimdeki iltihap kadar,
şeytan tırnağım, kırık saç uçlarım kadar seviyorum..

Suya girince buruşan ellerim,
sancılı sivilcelerim kadar..
Ödünç verilince gelmeyen kitaplarım,
Açılmayan telefonlarım,
En sevdiğim kıyafetimin izinsiz giyilip, ters çıkarılması kadar seviyorum..

Tüm kötülüklerin içinde iyiliği görebilecek kadar
Tüm çoklarım, varlarım, olmazlarım, hayırlarım kadar..
Beyazlarını giyinip çamura bulanmak kadar..
"Ah" larım, yarım kalmışlıklarım, yaşanmamışlıklarım kadar..
Öznelerim, yüklemlerim, tümcelerim kadar..
Anlatamadığım hislerim, tutkum, onurum kadar..
Ben seni çok seviyordum!!

Ama artık çık git beynimden!
İnan geleceğim sızlıyor!! 

.



* Bir aksilik olmazsa bayramı İstanbul' da geçirecek olan Efsa.

7 Ekim 2011 Cuma

Kırmızı Işığa Benziyor Seni Sevmek...



İçinde çıkmaz sokaklar var sevgilim.
Ve benim o sokaklarda kaybolma isteğim…

İnsanın, birisinin yokluğunda kafası dumanlanıyor.
Öfke ile çaresizlik boğazımı sıkıyor sanki.
Kafam mistik diyarlarda oyalanıyor..
Artık gri küllere inanıyor ve seviyorum.
Düşünebiliyor musun?
İçlerinden birçok şey çıkıyor
İçlerinden prensesler, kuşlar doğuyor…
Bir tek; sen hala yoksun..
İnanma isteğim ise, umutsuzca devam ediyor…
Sen zaten, benim inanılacak en güzel şey olacağımı düşünüyorsun..

Bulsam seni, çekiştirsem kendime doğru?
Aynı yastığı paylaşabilir miyiz?

Günlerim seni düşünmekle geçiyor.
İki lafımdan birisindesin sevgilim.
Düşüncelerimdesin.
Başka kimse umurumda değil,
Kimsenin kabuklarını kırmayla da uğraşmıyorum artık.
Kalkanlarını umursamıyorum.
Kendi halimdeyim.
Beynimdeki mazgallarla, ızgaralarla yaşıyorum.
Bazen kendime bile fazla gelip taşabiliyorum.
Olsun diyorum, bu da geçer.
Geçiyor.
Öyle olmasını istediğim için, diğerlerinin gözünde tek yönlü bir şeritten farkım yok artık.
Benim adıma düşünen ve empatisizlikle kafasında kurup, karar veren insanlardan nefret ediyorum biliyor musun?
Bu aralar çevremde yine böylelerine rastlayınca koptum dış dünyadan..
Onlar var ya, kışları uzun sürenlerden..
Ve beni boğuyorlar artık.
Kimseye gösterecek sabrım kalmadı.

Seni özlüyorum.
Bakışlarının büyüklüğünü hatırıma geliyor.
“Seni çok bekledim. Ama öyle bir buldum ki, tüm bu zamana değdi” deyişin..
Bütün sözlerin..
Tek kulaklık ikimize de yetsin istiyorum.

Kırmızı ışığım.
Senden geçmek istemiyorum.
Gel; beynimi uyar, kalbimi, bedenimi..
Daha nasıl anlatabilirim bilemiyorum!


* Ayın sonuna doğru anne ve babasının hacı olmaya gideceği kız, Efsa...

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Uzun Yıllar Önceydi...


Uzun yıllar önceydi..
Hatırlıyordum..

Adıyla başlamıştı her şey..
Ben o zamanlar, onun adındaki bir ses düşmesiydim sadece..
Önceydi işte..
Kelimeler bile kendilerine sahip ararlardı.

Onu uyurken izlerdim.
Gülümsedikçe ilk bahar kokan nefesini dinlerdim..
Nefesinde hissedilen med cezirleri..
Sevişirkenkileri andırıyordu, her bir alıp verişi..

Onu uyurken izlerdim..
Sonra bir gün, bir kelebek kondu nefesime..
Uyudum..
Unuttum..

Zaman geçti..
Kulağımdaki tınıya rağmen uyandırılmak istemeden uzanıyordum..
Sersemleşmişcesine kalktım yattığım yerden.
O ise köşe bucak olmuş, adının eksik parçasını arıyordu.
Beni sadece bu yönde arıyordu..
Anlamıştım bir boşluğu dolduracak biri olduğumu ve hiçbir zaman daha fazlası olamayacağımı.

Onu, beni ararken izledim..
Kendimi onun için çırpınırken hissettim..
O çok uyutulduğu, çok büyütüldüğü için benim masallarıma karnı toktu.
Bu yüzden noktayı koydu kızın masalına.
Aylar geçti..
Masalı yazan kız adamı, en çok kendine anlattı.
Söylenilen sözler, gözlerini her acıttığında..


* En güzel bayramların sizinle olmasını dileyen Efsa.. :)

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Mektuplar / Geçmiş Zaman Hikayeleri

"Kutsal olanı köpeklere vermeyin. İncilerinizi domuzların önüne atmayın. Yoksa bunları ayaklarıyla çiğnedikten sonra dönüp sizi parçalayabilirler. " *


Merhaba..
Biliyorsun üzüldüğüm konuları daha önceki maillerimizde bolca konuşmuştuk. Beni önemseyip, tüm çocukça zırvalarıma ve sızlanmalarıma karşı sabır gösterdiğin için teşekkür etmek istiyorum öncelikle sana.. 

Yaşadığım şeyleri az çok biliyorsun. Kırıldığım bir çok nokta var. Birincisi bu kadar yanıtsızlığı hak etmiyordum. Ben bu kadar netken, neden saçma salak sözcük oyunları ile beni oyalamaya çalışıyorlar sanki...

Yaa, bir insanda güzel bir şey yakaladım. Ama sürekli bir erteleme canımı acıttı. Biliyor musun sevgili arkadaşım; gözlerim doluyor, ama bir damla bile akmıyor. 3 aydır hiç akmadı. Kendimi güçlü görmek adına zamanında o kadar çok şey yaptım ve hala yapıyorum ki yetmiyor. Kasıldım kaldım. Bu noktada tek eksiğim sığınma çabalarımmış gibi geliyor.

O insana ödün verişimse, anlamasını istememden kaynaklandı. Belirtmek  istediğim "evet ben kendimle de mutluyum, ama bunu seninle çoğaltmak istiyorum" du.

Anlasın yaptığı hatayı anlasın istedim. Sonra yanına gidiyim dedim. İşi dolayısı ile"ben geleceğim" dedi. "bende seni görmeyi çok istiyorum" derken sesindeki tonun değişmesi hala kulaklarımda.. Gelseydi görmekti ilk amacım. Sonra arınmışlık başladı içimde. Bu adı konulamamış bir şeye bir son vermeliyim diye düşündüm. Beklerken dinginleştim. Ama gelmedi, ben bitirmek için gelmesini bekler olmuştum oysa ki.. Onu bile anlamadı. Onda bile zamanı kendi seçmek istediğini geçtim; "hayatında biri mi var" sorusuna, "yorum yok" dedi. Tekrar sordum, sustu. Cevap verme tenezzülü bile gösteremedi. Üzülüyorum çünkü onunda ne kadar üzüldüğünü gördüm. Bunun için bu kadar mücadele ettim ya zaten. Bitecekse bile güzel bitsin istedim ama artık daha fazla kendime ayıracak hüznüm kalmadı. 

Canım arkadaşım, şu an tek korkum bu kadar sığınma çabaları içindeyken başka bir yanlışa el uzatmak. Çünkü ben sadece sevildiğimi hissettiğim yere giden aç kediler gibiyim.

Dün ilk kez uzun zamandır benimle ilgilenen, benimse sadece yanında kendim olabildiğim, birisine kendimi açtım biliyor musun o öfke ile. Ne var ne yoksa söyledim hissettiklerimi, indirdim zırhlarımı ve "canını yakmak umurumda değil" dedim. İlk kez sözlerimle, birinin canını yakmayı umursamadım. Ona; neden bunları anlattım, neden bu kadar çekinmeden konuştuğumu ise sonradan idrak ettim. Çünkü karsımdaki dinlemeyi biliyordu. O an anladım ki ben hiç dinlenmemişim. Hem canımı yakmasından korkup, hem de güvenli bir limana sokulan gemi gibiyim onun yanında. Ama başkasına aşığım ve vicdan azabı duyuyordum. Aslında bildiği, hissettiği her şeyi söyledim, dinledi, yargılamadı, kızmadı, kırılmadı. Ama sonuçta onunla da üzüleceğimi hissediyorum içten içe. Geleceği düşünmesem, belki de bu kadar canım yanmayacak. Ama insan bir kez sevilme arayışına girdi mi bataklığa düşmüş gibi oluyor. Kendimi böyle iki arada derede sürekli bir vicdan muhasebesi içinde buluyorum. Hayatımda bir kez olsun birisi beni sevsin, sahiplensin, onda o gücü göreyim istiyorum.

Kimim, kimliğim, duruşum ne olmalı, Herkes bir anneden bu yaşadıklarımın yaşanmasını beklemiyor. Birinci önceliğim kızım olmalıymış. Hayır ben böyle düşünmüyorum, Ben daha yeni büyüyorum, kendimi keşfediyorum. Bir daha bu yaşımı yaşamayacağım ki. Tabi ki kızım çok değerli, çok çok önemli ama. Onun için hayatımı ertelersem ben, ben bile olamam ki.
Düştüm, ağlamadan kalkmayı becerdim tabiri caizse. Ama ne yöne gideceğimi bilmiyorum. Herkes aynı, herkes maskelerinin ardına kitlenmiş. Bu mu doğru olan... Ben gibi kalmam mı, yoksa zırhları kuşanıp böyle ezmeli miyim insanları bilemiyorum.
Sana da yazdım fakat birilerini kırmamaya çalışmak, uygun sözcükleri bularak kendimi kasmak yordu beni. Bulduğum yerde kusuyorum içimdekileri. İlgin için teşekkür ederim.

Kendine iyi bak..

~~~~~~


* Ramazan bitsin kendini tango derslerine adayacak olan Efsa...


* Matta 7-6



Related Posts with Thumbnails

..