31 Ekim 2016 Pazartesi

Kampanya / Kaşıkara ilköğretim okulu için destek

Merhabalar,

Aşagıdaki çağrıya destek olabilirseniz cok sevinirim.

"Blogların eski işlevini yitirdiği bir dönemdeyiz. Her şey bir kaç cümlelik kısa mesaj ve twitlere mahkum. Ama Kaşıkara ilköğretim okulu öğrencileri okumak istiyor. Öğretmenleri Mustafa beyin anlatımıyla çocukların ellerindeki tek eğitim materyali "Mustafa Öğretmen"

Eğer Mustafa öğretmen ve öğrencilerine yardımcı olmak isterseniz aşağıda onun yazdıklarına bir göz atın derim.

"Van/ özalp/Kaşıkara köyünde 1. Sınıf okutuyorum kalem,defter,silgi,açacak,boya Vs gibi her türlü kırtasiye malzemesi ve 1.sınıf için uyarıcı materyale ihtiyaç var. Belki sizin çevrenizden yardım etmek isteyen birileri de çıkar ümidiyle yazıyorum.Van Özalp kaşıkara köyü kaşıkara ilkokulu ama Özalp merkez ptt ye gönderseniz oradan alabilirim."

Sizden dileğimiz kendiniz yardım edemeseniz bile, blogunuzda twitter ve facebook hesaplarınızda duyuru yaparak daha çok yardımsevere bu çağrıyı ulaştırmanız. Destek ve yardımlarınızı bekliyoruz.

Saygılarımızla..."



27 Şubat 2014 Perşembe

MEKTUPLAR / GELECEK OLANA




Onlarca kelime uladım bir diğerine. Biriktirdim, türettim, tükettim. Tıpkı hayatlarımıza giren insanlar gibi...

Sana da öyle gelmiyor mu? Sanki dünyada var olan her şey, ölümüne hazırlık olsun diye yaşatılıyor. Bu sırf sistemin bize sunduğu yada çağımızın "tüketim toplumu" olarak adlandırılmasının ötesinde bir ifade sanki...

Önceden yaşlıların ne kadar huysuz olduklarına şaşırırdım. Bu tıpkı annelerimizin "anne olunca anlarsın" sözü gibiydi. Eveveyn olunca anlıyordun. Tahammül sınırının o üst eşiği bir kez aşılınca, giderek huysuzlaşıyoruz yaşımıza başımıza bakmadan, değil mi? Gözlerimiz neden insanlara bu kadar körleşiyor dersin? Her birimizin ödediği bedel diğerlerinin en büyüğü, hep bir sınanma ve kurban halleri...

Ben seninle tüm bunlardan fazlası olmak istiyorum. Yaşadığımı hissetmeyi, keşfedecek yerleri görmeyi, okunacak kitapları okumayı istiyorum. Ben seninle aynı kitap - olay - ev - davranış - kelime üzerine dakikalarca sohbet edebilmek istiyorum.
Sende biliyorsundur: dünyadaki her kadın - erkek bedenimizi uyarabilir. Ama ben, beynimi uyarmanı istiyorum...

Seninle ilgili sana özel bir şeyler var bu dünyada. Tepkilerini merak ediyorum. Kelimelerinin ağzından çıkarken ki vurgularını, sınırlarını, hırslandığın ve konuşmaktan keyif aldığın konuları. hatta sarhoş olduğundaki sözcüklerini yuvarlayışını bilmek istiyorum.

Bunca zaman geçti...
 Kendime ve başka insanlara bir şeyler katabilmek amacıyla sosyoloji okudum.   
Beklediğim tam olarak neydi bilmiyorum. Ama vakti saati gelince hayatıma gireceğine inandım. Bir şekilde öngörülemez ve vazgeçilemez şekilde geleceğin günü bekledim.

Diğer insanlardan çok da farklı beklentilerim yok aslında. Hatta bir parça daha az bile diyebilirim. Senden verebilebileceğinden daha fazlasını istemiyorum ben. Zaman mıdır, yaşanmışlıklar mıdır, adını tam çıkartamıyorum ama beklentilerimizi küçültmeyi öğreniyoruz gün geçtikçe.

Adın alnımın tam ortasına bağdaş kursun istiyorum. Aynı sofrayı bölüşmek, cümlelerini tamamlamak, Sana sevdiğim kitaplardan metinler okumak istiyorum.

Senin elimi tutacağın,
senin nefesimi hissedeceğin,
senin yürüyeceğin yollarda başka adamlar yürümesin.

Bilmelisin ki, koynunda yarınlarım var!


* Belki bu sene bir sürpriz yapabilirim. Zaten martta geldi. :)



Hayatımın Kıyısında Anımsananlar




Gamzelerime bile sığdıramadığım, 
çoğunun hafızasında ufak bir tebessüm bıraktığım aşklar yaşadım.

Biri yanağımı sevdi, bir diğeri saçlarımı.
Evlendiğim adam ellerimi, avuç içlerimi öperdi.
Kokumu severdi...
"Dünyada senden daha güzel kokan kimse olamaz" derdi.

Bir taburedeki dik oturuşumu bile seven adam tanıdım.
Biri şaşkınlıklarımı sevdi, diğeri vücudumun bir noktasını.
Biri huyumu övdü, bir başkası insanlığımı.
Biri parmaklarımı tuttu, bir diğeri tutamadan,
Biri arkadaşım kaldı daha başlamadan..

Duruşumu sevdi bir başkası..
"O kadar asil, güçlü ve gururlu duruyorsun ki, yanındaki adamın sana birkaç beden eksik geldiği, izlenimini yaratıyorsun" demişti.
Hepsi geçti.
Biz gençtik. 
Ben çok şeyden geçemedim.

Ha belki geç, belki de tam vaktinde anladım. 
Ama insanlar; sonuçlarından çekindiği için kimseye ihtiyacı yokmuş gibi davranıyordu. 
Maalesef dil bu!
Yetmiyor anlatmaya!


* Yazılacak çok cümle var. Şimdilik tadımlık olsun diye taslaklardan bir şiir koydum. Kelimeleri toparlayabildiğim an, yeniden buradayım. Özledim...:)






19 Aralık 2012 Çarşamba

Ayrılık Gariptir


"İnsanlar ne istediklerini bildiklerini düşünürler. Ama ne istemediklerini tecrübe ve deneyim sayesinde anlarlar.
Ayrılık bu nedenle, en esaslı değişimlerin başlangıç noktasıdır."

Ayrılık gariptir;
yüzü ona benzeyen insanlar,
ismini taşıyan tabelalar,
pencerelerden yağmur damlası gibi akan kelimeler görürsünüz.

Artık sorulamayan, anlaşılamayan ve cevaplanamayan cümlelerle başbaşasınızdır.
Ayrılık, en çok bu nedenle sarsar insanı.
Bir şey sıkar boğazınızı,
yutkunamazsınız!

Ayrılık gariptir.
İzlerin bir kısmını silmeye çabalarken onu hatırlatmayacak yeni suratlar,  iyiyim maskeleri edinirsiniz.
Kendisine koyduğu kuralların altında ezilen, her insan gibi bakar gözleriniz.
Gözkapaklarınız düşük,
Bakışlarınız uzak!

Bir yanınız ayrı olsanız bile ona sadık kalmak isterken; sadakatinde ihanet barındırdığı düşüncelerle;
başka kollarla,
başka yüzlerle,
başka beyinlerle onu arayarak sevişirsiniz.

Ayrılık gariptir...
Çünkü anlarsınız ki, odadaki eşyaların yerini değiştirir gibi farklı kişilerle yer değiştirilemez insanlar.
Geride bir çizik izi mutlaka kalır.
Ve artık siz, hayatınızı birilerine inanma çabasıyla geçireceksinizdir. 

Aslında her ayrılık 3 kelimede gizlidir;
'peki', 
'zaten', 
'neyse'

Ve bir gün gelir, 
duvarda kalmış bir çividen ibaret olduğunu anlayıp, ayağa kalkar 
ve o çiviyi duvardan söker, atarsınız.


* 2 sene kadar önce bir arkadaşım "böyle susmaya devam edersen guatr olacaksın" demişti. İnsanın içinde kalmışlar gerçekten de sağlığı etkiliyormuş. 
Şu an tiroidimdeki kistlerle uğraşan ve ilk işi konuşmak olan Efsa...









4 Aralık 2012 Salı

Mektuplar / Yanılgı




"Cladius' a işlediği cinayeti, sahneleten Hamlet gibiyim. 
Oluşmasına izin verdiğin eserini ve bedellerini sana izletim.
Bitti. 
Şimdi yolum açık olsun... "

- "Nasılsın?"Lafın gelişi soran her insana "iyiyim" diyorum. Sormadıklarını hissettiklerime ise "eh işte"İyi değilim. Nasıl iyi olunur' u daha tam kavrayamamış öğrenci gibiyim. 
Ayrılık sonra hezimeti yaşıyorum. Yaptıklarını merak ediyorum, onunla tüm konuşmalarımızı okuyorum vs. Sevildiğini hisseden her insan kadar mutluymuşum. 
Oysa şimdilerde mutluluk, farklı bir biçim almaya başladı. Yetinmeyle karışık bir duygu oldu çıktı başıma. 
O da mutluydu...
Bilirdim. 
Bir insanın yanınızda mutlu olup olmadığını anlamanın en güzel yollarından birisi, onun gözbebeklerine bakmaktır. Biyolojik olarak ya mutluluktan, ya korkudan, ya da uyarılma ile büyürler. Bazende sadece hissedersin. Hissettiklerin bocalatır seni.

Sonradan korkan insanlar vardır şu hayatta. Ben de öyleydim. Bir ilişkiye başlamaya cesaret edip, ya yürütemezsek korkusu duyarım. Bir işe başlarken sazanlaşıp, sonradan olabileceklerini kafasında kuran kadınlardan çok da farkım yok aslında. Onunla da böyle oldu. 

Yanlış anlaşılmasın; korktuklarım başıma geldi demiyorum. Sadece hissedip de konduramadıklarım üzer beni en çok. Kadınların bu konulardaki 6. hisleri hep gerçek olmuştur. Erkekler buna kadın kurgusu der o kadar. (Ama çoğunlukla gerçekleşir orası ayrı.)

Unutmamalı ki; gerçek hayatta yanılgılar güzeldir. Size eksikliklerinizi tamamlamanız ve nasıl hareket etmeniz gerektiğine dair yol göstericidirler.
Kızgınım. 

Dün bir adam: "bu kadar sessiz kalmamalısın, sonunda gırtlak kanseri yada guatra yakalanabilirsin" dedi. Haklıydı, belkide içime ata ata başıma bunlar gelebilirdi. Ne zaman üzgün olsam mutlaka sağlıkla sınananlardanım bende.

Aslında onunla yeniden konuşmaktan korkuyorum. Dönmeyi istemesinden, aynı sorunları yaşayabilme ihtimalinden, yeniden güvenememekten... Adını gördüğüm her tabelada onu anımsamaktan usandım. 

Mücadelesiz ve ne istediğini bilmeyen insanlara oldum olası kızmışımdır. Halinden şikayetlenip, tek bir adım bile atmaya cesareti olmayanlara. Siz yolunuzda giderken / başarmak isterken elinizi uluorta bırakıverirler. Nolduğunuzu şaşırırsınız. Tüm umut ettikleriniz, hayalleriniz, planlarınızda o elle bırakılılmıştır çünkü. Güven süpürücüleri en çok sevdiklerimizin arasından çıkar.

Benden öyle davranmamı istediğini hissediyordum. Bende sustum.Çünkü bazen yalnızca sevdiğiniz insanı değil, en yakın arkadaşınızı da kaybetmiş olursunuz.



* Sağlıkla sınanmamayı dileyen ve atanamamış KPSS mağduru Efsa...


12 Eylül 2012 Çarşamba

Kampanya / Dünya Oyuncaklarla Güzel



  Merhaba dostlar
Bu güne dek değerli Birmilyonkalem editörleri olarak bir çok yardım kampanyasına imza attık. Bir sürü gülümseyen çocuk yüzlerine tanık olduk. Şimdi yepyeni bir kampanya daha başlatıyoruz. Ve düşündüm ki belki aranızdan da bu kampanyaya destek olmak isteyenler olabilir. Ufacık bir kalem, boya seti yada oyuncak alarak sizde bu gülümsemelere destek olabilirsiniz. 

Size kampanya metnini gönderiyorum. Ve desteklerinizi bekliyorum. 
İnanın 30 çocuk çok değil. Gönderimleriniz yerlerine ulaşınca sitemizde fotoğraf olarak bilgilendiriliyor. Zaten her birinizden gönderim yaptığınızda bilgi maili rica ediyoruz ki takibini kolayca yapalım. Eksik boya yerine fazla kalem göndermeyelim. Daha önce kullanılmış ama yıpranmamış oyuncaklarınızı da gönderebilirsiniz. 

Bir de eğer kampanyaya katılmak isterseniz tubaev@gmail.com dan bana ulaşabilirseniz sevinirim. 
Şimdiden teşekkür ederim. 

   "Malesef hayat tüm sıkıntısı, üzüntüsü ve sıradanlığı ile devam ediyor.Gelin bu sıradanlığı yine çocuk gülümsemeleri ile bozalım. Çünkü hayatı yaşanabilir ve umutlu kılan en güzel şey çocuk gülümsemeleridir. 

   Turhal Cumhuriyet Kız Yetiştirme Yurdu öğrencileri  Bizden oyuncak, boya, boyama kitapları isterler. Bir de oyun parkı!

   30 çocuğumuz heyecanla sizden gelecek oyuncakları bekliyor.

Gönderilecek oyuncaklarda, kutu oyunları tercihimizdir.Oyuncaklar çok yıpranmamış ise kullanılmış da olabilir.

   Yeniden 1MK ruhunu  yakalamak umudumuyla, destekleriniz için şimdiden teşekkür ederiz. 
Birmilyonkalem Sitesi 
 Editörleri"


Not: Lütfen, silah benzeri oyuncaklar yollamayalım. 
ve gönderi yaptıktan sonra tubaev@gmail.com a bir bilgi maili atarsanız çok sevinirim. 



Adres: 


1MKalem Dünya oyuncakla güzel kampanyası

Turhal Cumhuriyet Çocuk Yuvası ve Kız Yetiştirme Yurdu
Eski Pazar Yolu
TURHAL / TOKAT

11 Eylül 2012 Salı

Aç sadrını, sana geldim.





Uzun yollardan geldim, sana geldim. 
Yoruldum, duruldum 
bir nehir bunca sene yatağını mı arar? 
Aradım. Aktım. 
Kimsesizim. Yalnızlığımda seni biriktirmişim meğerse.
 Alnım kırıştı. Her kırışıkta aradığımı sakladım, görmesin yaban gözler diye. 
Yabancı değilim. Kimsesizim ey Bahaddin’in oğlu. 
Aç sadrını, sana geldim. Beklediğin bendim. Aradığım sendin.
Ben Şems’inim.

* Şems-i Tebrizi




* Bunu ekleyerek başlamak istedim. Çünkü uzun zamandır beni böylesine etkileyen cümleler okumamıştım. Dua ettiğim şeylerin tümünü gördüm bu kelimelerde. Ve salt aşk olarak tanımlamıyorum. Burada bir hayat yatıyor. Ama tabi ki beklediğim ve arandığım aşk gelip beni bulsun, orası ayrı.  :) 
Sizleri özledim. Listemdeki her birinizi okuyorum. Yorum yapabildiğime yapıyorum. Ama yazma kısmı bana ağır gelir oldu uzun zamandır. 
Burada öyle güzel ve hatırlı dostlar kazandım ki, fazlasını aramıyorum ve bulduklarım bana yetiyor.
 Hayatı yazmaktan çok yaşamayı tercih ettim birazda ve okula ağırlık verdim. 
Büyük hedeflerim ve beklentilerim var. İyi ve güçlü şeyler yapmak istiyorum. 
Karşıma çok iyi bir iş fırsatı çıktı. Şu an son 3 kişi arasındayım. Olursa yolum daha kolay ilerleyecek benim için. Başarmak için bir yerden başlamak istiyorum.

Şimdi dengeleri yeniden oturtma zamanı. 
Daha sık görüşme ümidiyle..
Hoş kalın :)


* görsel: deviantart
Related Posts with Thumbnails

..